Menü

Koryoamniyonit Nedir?

Koryoamniyonit, gebelikte fetüsü çevreleyen zarların ve amniyotik sıvının bakteriyel enfeksiyonudur. Bu durum hem anne hem de bebek için ciddi riskler taşıyan önemli bir obstetrik acildir. Zamanında tanı ve tedavi ile komplikasyonlar önlenebilir. Bu yazıda koryoamniyonitin nedenleri, belirtileri, tanısı ve tedavisi ele alınacaktır.

Koryoamniyonit Nasıl Oluşur?

Koryoamniyonit genellikle alt genital sistemdeki bakterilerin yükselen enfeksiyonu sonucu gelişir. Vajina ve serviksteki mikroorganizmalar membranları geçerek amniyotik kaviteye ulaşır. Bu süreç özellikle membran rüptürü sonrasında hızlanır.

Membranlar sağlam olsa bile enfeksiyon gelişebilir. Uzun süreli doğum eylemi ve sık vajinal muayene riski artırır. Nadiren enfeksiyon kan yoluyla veya amniyosentez gibi invaziv işlemler sonucu da oluşabilir.

En sık saptanan mikroorganizmalar arasında Escherichia coli, Grup B streptokok, anaerobik bakteriler ve Ureaplasma türleri yer alır. Çoğu durumda birden fazla mikroorganizma izole edilir.

Risk Faktörleri

Membran rüptürü koryoamniyonit için en önemli risk faktörüdür. Membranlar açıldıktan sonra enfeksiyon riski zamanla artar. Erken membran rüptürü özellikle yüksek risk taşır.

Uzun süren doğum eylemi riski artırır. On iki saatten uzun doğum eylemi enfeksiyon olasılığını yükseltir. Sık yapılan dijital vajinal muayeneler de bakterilerin çıkışını kolaylaştırır.

Diğer risk faktörleri arasında genç anne yaşı, düşük sosyoekonomik düzey, sigara kullanımı, bakteriyel vajinoz ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyon öyküsü sayılabilir. Daha önce koryoamniyonit geçirmiş olmak da tekrarlama riskini artırır.

Klinik Belirtiler

Koryoamniyonit tanısı klinik bulgulara dayanır. Ateş en önemli belirtidir ve sıklıkla ilk işarettir. Otuz sekiz derece üzeri ateş koryoamniyoniti düşündürmelidir.

Anne taşikardisi yani kalp hızının dakikada yüz atımın üzerinde olması sık görülür. Fetal taşikardi de önemli bir bulgudur, bebek kalp hızının dakikada yüz altmışın üzerinde olması endişe vericidir.

Uterus hassasiyeti muayenede saptanabilir. Dokunmakla ağrı ve hassasiyet hissi vardır. Kötü kokulu amniyotik sıvı enfeksiyonu güçlü şekilde düşündürür ancak her zaman bulunmaz.

Maternal lökositoz kan testlerinde görülebilir. Ancak doğum eylemi sırasında beyaz küre sayısı fizyolojik olarak da yükselir, bu nedenle yorumu dikkatli yapılmalıdır.

Tanı Kriterleri

Koryoamniyonit tanısı esas olarak klinik değerlendirmeye dayanır. Tek başına ateş yeterli olmayabilir, ek bulgular aranmalıdır.

Klasik tanı kriterleri arasında maternal ateş ile birlikte şu bulgulardan en az ikisinin varlığı aranır: maternal taşikardi, fetal taşikardi, uterus hassasiyeti, kötü kokulu amniyotik sıvı ve maternal lökositoz.

Amniyotik sıvı analizi kesin tanı sağlayabilir ancak pratikte rutin kullanılmaz. Gram boyama, kültür ve glukoz ölçümü tanısal değere sahiptir. C-reaktif protein ve prokalsitonin gibi enflamasyon belirteçleri de yardımcı olabilir.

Anne için Komplikasyonlar

Koryoamniyonit tedavi edilmezse ciddi maternal komplikasyonlara yol açabilir. Endometrit yani rahim iç zarı enfeksiyonu postpartum dönemde sık gelişir.

Yara enfeksiyonu, özellikle sezaryen sonrası görülebilir. Pelvik apse oluşumu nadir ancak ciddi bir komplikasyondur. Sepsis yani kana yayılan enfeksiyon hayatı tehdit edebilir.

Postpartum kanama riski artmıştır. Enfekte uterus iyi kasılamaz ve atoni gelişebilir. Tromboembolik olaylar riski de yükselmiştir.

Bebek için Komplikasyonlar

Koryoamniyonit yenidoğan için ciddi riskler taşır. Neonatal sepsis en korkulan komplikasyondur. Erken başlangıçlı neonatal sepsis hayatı tehdit edebilir.

Pnömoni ve menenjit yenidoğanda gelişebilir. Uzun süreli antibiyotik tedavisi ve yoğun bakım gerekebilir. Mortalite oranları özellikle prematüre bebeklerde yüksektir.

Serebral palsi riski koryoamniyonit varlığında artar. Enflamasyon gelişmekte olan beyni etkileyebilir. Uzun dönem nörolojik sekeller görülebilir.

Tedavi Yaklaşımı

Koryoamniyonit tanısı konulduğunda hemen tedaviye başlanmalıdır. Antibiyotik tedavisi temel tedavi yaklaşımıdır ve gecikmeden başlanmalıdır.

Geniş spektrumlu antibiyotikler tercih edilir. Ampisilin ve gentamisin kombinasyonu yaygın kullanılan rejimdir. Sezaryen planlanan hastalara anaerobik kapsama eklenir.

İntrapartum antibiyotik tedavisi hem anne hem bebek için koruyucudur. Doğumdan önce başlanan tedavi neonatal sepsis riskini azaltır. Tedavi postpartum dönemde de devam ettirilir.

Doğumun hızlandırılması genellikle önerilir. Uzamış enfeksiyon maruziyeti komplikasyonları artırır. Sezaryen endikasyonu enfeksiyon varlığına göre değişmez, obstetrik endikasyonlara göre karar verilir.

Doğum Sonrası Yönetim

Anne tedavisine doğum sonrası devam edilir. Ateş düşene ve klinik iyileşme sağlanana kadar antibiyotik sürdürülür. Vajinal doğum sonrası ek doz gerekmeyebilir.

Sezaryen sonrası daha uzun tedavi gerekir. Ateşsiz kırk sekiz saat sonra antibiyotik kesilebilir. Oral antibiyotiğe geçiş genellikle gerekmez.

Yenidoğan değerlendirilmeli ve uygun şekilde takip edilmelidir. Semptomatik bebekler yoğun bakımda izlenir. Asemptomatik bebekler de enfeksiyon açısından izleme alınır.

Önleme

Koryoamniyoniti tamamen önlemek mümkün olmasa da risk azaltılabilir. Membran rüptürü sonrası gereksiz vajinal muayenelerden kaçınılmalıdır.

Grup B streptokok taraması ve profilaksisi önemlidir. Taşıyıcı annelere doğum sırasında antibiyotik verilir. Bu uygulama neonatal enfeksiyon riskini azaltır.

Gebelik öncesi ve sırasında genital enfeksiyonların tedavisi riski azaltır. Düzenli prenatal bakım erken müdahale şansı sağlar. Sigara bırakma da önerilir.

Sonuç olarak, koryoamniyonit ciddi bir obstetrik enfeksiyondur ancak erken tanı ve uygun tedavi ile iyi sonuçlar elde edilebilir. Şüphe durumunda gecikmeden antibiyotik başlanması hem anne hem bebek sağlığını korur.